9 Şubat 2009 Pazartesi

Ömür ve Süresi...

İnsanların en büyük arzusu ebedi gençliktir.
Bütün şarlatanlar ve bilginler aynı rüyanın peşinden koşmuşlar ve aynı acı bozguna uğramışlardır.
Hiçkimse büyük sırrı keşfedememiştir....
İlmi medeniyet bize ruh dünyasını kapatmıştır.Bize sadece madde dünyasının kapısı açıktır.
demek ki,vücudumuzun ve zekamızın kuvvetini olduğu gibi muhafaza etmeye mecburuz...

Tıbbın bu güçsüzlüğü tuhaf bir olaydır.
Ne besin,ne banyo salonları,ne sporlar,ne doktor muayeneleri,ne de uzmanların çoğalması,insanın azami hayat süresine birgün ilave edebilmiş değildirler...

Uzun ömür ancak gençliği uzatıyorsa arzu edilebilir,ihtiyarlığı uzatıyorsa arzu edilmez.
fakat,gerçekte ihtiyarlık süresi gençlik süresinden daha fazla uzuyor.
Fert,kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılayamadığı dönemde,başkaları için bir yük oluyor...

İnsanların hayatını uzatmadan önce,onların organik ve zihinsel faaliyetlerini sonuna kadar muhafaza imkanını bulmak gerekir.

Herşeyden önce,hastaların,felçlilerin,zayıfların sayısını çoğaltmanın ne kadar doğru olduğunu düşünmek lazım...
İnsan ölüm anına kadar tam sıhhatli kalabilseydi bile,herkesi uzun ömürlü kılmak akıllıca bir iş olmazdı.
Çünkü insanların kalitesine hiç önem verilmediği zaman,bunların sayısını arttırmanın ne derece sakıncalı olduğunu biliyoruz.
Bedbaht,egoist,budala ve faydasız olan insanların hayatını niçin uzatmalı ?
Önemli olan insanın kalitesidir,sayısı değil...

Kaynak:
Nobel tıp ödülü kazanan, Alexis Carrel

Hiç yorum yok: