Image and video hosting by TinyPic
Gündem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gündem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2010 Perşembe

MAVİ MARMARA'LARA ÖZGÜRLÜK


İsrail'in Gazze'ye yol alan "Mavi Marmara" adlı merhamet gemisini vuran kurşunlar tartışmasız insanlığın kalbine ve vicdanına sıkılmakla birlikte tarihin kara sayfalarına adını bir şekilde kömür siyahıyla yazdıracaktır...

Evet Erdoğan'ın Davos ve bu hafta İsrail'e esip gürleyen konuşması hoşumuza gitti,yüreğimizi okşadı...
Kınadı kınadı kınadı ama sonu gelmeyen icraatsız kınamalar ve kuru gürültülerden başka bişey değil bunlar...


"Aldığımız kararlar milletimiz için hayırlı uğurlu olsun..." diye başlayan bir konuşmanın sonucundan bambaşka şeyler çıkmalıydı.
İsraille bütün ilişkilerimiz son sürat devam ediyor "Yuh olsun,yazıklar olsun..!" la yetindik gene...

Şunu anladık ki bu işler "Daha da Davos'a gelmem..!" lerle olmuyor...


İsrail gibi bir devleti sen istediğin kadar yuhala adamlar laftan anlamıyor,yıllardır dünyanın bu ülkeye etmediği hakaretler kalmadı ama adamlar "Dediğim dedik,çaldığım düdük" havasında hala en üstün silahlarıyla çoluk çocuk demeden,hak hukuk tanımadan etrafı tarıyorlar....


Bakın,biz Türkiye hükümeti olarak gereken tavrı koyamadık ama dünyanın öbür ucundan Nikaragua hükümetinin First Lady'si aslanlar gibi çıktı :
“Nikaragua hükümeti, İsrail’in uluslararası sulardaki bu faaliyetinin illegal olduğunu vurgular” dedi ve ekledi; “Nikaragua hükümeti, İsrail’le olan tüm diplomatik ilişkilerini kesmiştir...”

İşte babayiğitlik budur...Ciddiyet budur..
Silahi müdahalede bulunmaktan çekiniyorsan,hiç olmazsa masabaşında postanı koy...!

"Mavi Marma"lar gerekirse karadan da Gazzeye geçer gider fakat zamanında 2 adamı için yeri göğü darmadağın eden İsrail'e şimdi insanlık namına,onca insanı öldürüp hayvanca durdurup vurduğu gemilerin ve canların hesabını soracak dize getirecek bir babayiğit,bir devlet ve bir kumandan bekliyoruz...Bunu Gazze bekliyor bunu insanlık bekliyor....

Sularda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet dileriz...


Yazan : hakan can

30 Aralık 2009 Çarşamba

2010'UN MUTLULUKLAR GETİRMESİ DİLEĞİYLE


Acılarla,sevinçlerle koca bir yılı geride bıraktık...


Hani yeni yıl mesajlarında meşhur bir söylem vardır aynen (ş)öyle "
Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını..." Geçmişin hatalarına takılmayıp,yaşanan bütün güzellikleri sırtlayarak 2010'lara taşımamız dileğiyle...


Herzaman beterin beteri olduğunu unutmayın,aşağıdaki yeni yıl kutlamasını da alabilirdik...


"Görüyorum. Bu yıl yaşamında büyük değişiklikler olacak. Bol bol gezecek, okuyacak, film izleyecek, kendine vakit ayıracaksın. Not: Gönderen patronun, kovuldun.
..!" :))



Aşk,sevgi,sağlık ve umut dolu nice yıllara....


Yazan: hakan can

10 Kasım 2009 Salı

10 KASIM

Yaşar Nuri Öztürk'ü seversiniz veya sevmezsiniz ayrı mesele,onun zaman zaman akıl üstü beyanlarına katılmamak elde değil.

10 Kasım Mustafa Kemal Atatürk'ü anma günü münasebetiyle Öztürk'ün bir zamanlar Atatürk hakkında söylediği şu muhteşem ve düşündürücü ifadelerine bir bakar mısınız,diyor ki :


"Neden bütün himmet ve gayretimizi, AB’li veya ABD’li olmaya harcadık da, adam olmak için tek adım atmadık?!

ABD veya AB’ye yamanmak yerine, onları öne çıkaran değerlerin muhasebesini yapıp o değerleri kullanarak istediğimiz yere gelseydik olmaz mıydı?

Bu soruyu Atatürk sordu.
Sordu ve gereğini yaptı. 1920’lerin, yollarında çamurdan gayrı bir şeyin olmadığı perişan Türkiyesinde bir kuruş borç almayı bile kabul etmeyen, tüm hayatında bir kez olsun yurtdışına çıkıp onu-bunu ziyareti düşünmeyen Atatürk…

Herkes ona geldi, herkes ona bir şeyler vermeyi teklif etti.
O ise hep "kendine" gitti ve başkalarından hiçbir şey kabul etmedi..."


Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 71. yıldönümünü saygı ve şükranla anıyoruz...


Yazan: hakan can

1 Kasım 2009 Pazar

DOMUZ GRİBİNİN ARKASINDA DEV EKONOMİK BİR ÇIKAR VAR MI ?

Domuz Gribi Aşısı olacak mısınız ?

Bir anda dünyanın gündemine oturuyorlar sonra sesleri sedaları çıkmıyor..

Ne garip değil mi ?


Küresel sallanmayı "Kuş gribi" ve "Deli dana" ile yapmıştık,bu iki dev salgın ve öldürücü hastalıktan ne iç medyada ne de dış medyada şu an tek satır yok,bu hastalıklar aniden yok olduysa birileri bunu çıkıp bize söylesin,onuda yapan yok.

Hatırlarsanız yıllar önce gazeteler Kuş gribi hakkında sabah akşam sür manşet basbas bağırarak ramba zamba yaptılar.

Dr. Carlos Alberto Morales Paitán'ın şu çarpıcı ifadelerine
bir bakar mısınız :
"Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi ? Çünkü bu tavukların arkasında bir "horoz" vardı, büyük ibikli bir horoz; Uluslararası Roche ilaç grubu.... Bu şirket Asya ülkelerine milyonlarca doz Tamiflu sattı, Ingiltere 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche, milyarlarca dolar kar etti...Kuzey Amerikan Gilead Sciences şirketi Tamiflu ilacının patent sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarıysa Donald Rumsfeld! George Bush dönemi savunma bakanı, Irak savaşının stratejisti..." Yazının tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Onlinestar sitesindeki "Domuz Gribinin Küresel Maliyeti İnanılmaz Olacak" alıntısına bir göz atmanızı tavsiye ederim,orada trilyonlarca Dolar'lardan bahsediliyor !

Şimdi de Domuz gribiyle aynı şiddetle sallanıyoruz...

Sıkı durun önümüzde bir de "At gribi " senaryosu servise sunulmak için bizleri bekliyor...


Benim şahsi görüşüm,insanoğlu yine küresel çıkar amaçlı bir balonla karşı karşıya,bir zaman sonra kuş gribinde olduğu gibi,domuz gribi hakkında da tek satır göremiyeceğiz,onun yerini at ve sinek,kedi ve köpek gripleri alacak,değişmeyen tek şey insanların yüreğindeki korku,endişe,panik ve ceplerdeki boşalan para olacaktır.

Yan etkileri dahi tam bilinmeyen,uzmanların ortak noktada buluşamadığı,sağının solunun belli olmadığı bu aşıyı ben vurdurmuyorum...


Bu yazımdan "Vurdumduymaz olun,saldım çayıra Mevlam kayıra" mantığı çıkmasın,herkes yinede tedbirini alacak isteyen aşısını vurduracak,istemeyen en yakın dostuyla tokalaşmayacak,ağız maskesiyle dolaşacak falan,bu herkesin kendi bileceği mesele.


Allah herkese sağlık sıhhat versin dostlarım....



Yazan: hakan can

29 Ekim 2009 Perşembe

CUMHURİYETİN 86. YILDÖNÜMÜ


1921'lerde elinde avcunda hiçbirşeyi kalmamış türk ordusu için Mustafa Kemal Atatürk halktan yardım isteyecek ama halkın elinde ne vardı ki ne versin...

Emirdağ kaymakamı vakit geçirmeden ilçe vergi kurulunu kurdu.

Kurul kaymakamın odasında toplandı,kaymakam halkın nasıl davranacağını kestiremiyordu dolayısıyla bu zorunlu vergi ve mal toplama işine büyük kuşku ile yaklaşan kurulun masa etrafında konuşması sırasında birden içeriye Emirdağın delisi Battal giriyor ve bağırarak "Selamunaleykum!" diyor.

Kaymakam öfkeyle :" Ulan deli,baksana çalışıyoruz,çık dışarı!"

"Kızma beyim,biliyorum,onun için geldim.
Duydum ki Kemal'in askeri çıplakmış.
Allah şahidimdir,üzerimdekinden başka çamaşırım yok.
Çoraplarımı getirdim.Şimdi yıkadım temizdir."

Battal yaklaşıp masanın üzerine bir çift ıslak yün çorap koydu.
Çarıklarını sıyırıp odanın ortasında bıraktı:" Aha bunlarda çarıklarım.Haydi kolay gelsin!"
Çıplak ayak huzur içinde yürüyüp çıktı.Kapıyı gümleterek kapadı.

Üyelerin dilleri tutulmuştu sanki.
Kaymakam:"Halktan kuşkulandığımız için tövbe edelim beyler..." dedi "..Deli Battal gibi bir garibin bile yüreği köpürdüyse,tekmil halk ayaklanacak demektir.Hızlanalım."

Gerisini tahmin etmek zor değil....

İşte böyle zorluklardan gelip Cumhuriyeti kuran atalarımıza,dedelerimize Allah'tan rahmet dileriz....Ruhları şad mekanları cennet olsun...

Cumhuriyetimizin 86. yıldönümü milletimize kutlu ve mutlu olsun...



Yazan: hakan can

17 Eylül 2009 Perşembe

CEM GARİPOĞLU SONUNDA TESLİM OLDU !

Ramazandan dolayı olsa gerek son günlerde bayağı bir geç yatıyorum,
şu an saat sabahın 4.30'u.


İnternette dolaşırken bir patlama flaş haberle karşılaştım "CEM GARİPOĞLU TESLİM OLDU !" Ortalık yıkılıyor haber siteleri çökme noktasına gelmiş...


Demek ki bu saatte ayakta olan bir tek ben değilim...


Yazılıp çizilenlere,televizyondaki yayınlara bakılırsa Türkiye nefesini kesmiş bu haberi aylardır bekliyordu...

Saçı sakalı birbirine giren Cem'in ilk sözleri şöyle :
"Ağabey, babamın cezaevinde olması beni çok üzdü bu cinayetle ilgili olarak bilmediğiniz çok şey var. Ailemin cinayetle hiçbir ilgisi yok. Ben size her şeyi anlatacağım"

Babasından dolayı vicdan azabı çektiğini söylerken acaba Münneverin anne ve babasının da çektiği acı ve ızdırapları düşünüyor muydu,merak ediyorum...


Bugün siz manşetleri,haberleri görün,yer yerinden oynayacak,gün Emniyet Genel Müdürlüğü-Cem Garipoğlu ve Süreyya Karabulut üçgeni arasında geçecek...


Sonuçta bu haber beni de heyecanlandırdı,bu çocuğun yakalanmasına
sevindim,
insan cani olurda bu kadar mı olur kardeşim,testereyle işin ne senin ?
!


Allah hiçbir ana-babaya evlat acısı göstermesin helede Münevverin
akibeti gibi olanını hiç göstermesin....


Yazan: hakan can

12 Eylül 2009 Cumartesi

BLOG YAZDI HAYATI DEĞİŞTİ !

Blogcu diyip geçmiyeceksin,ben hep derim Blogculuk Milenyuma öyle veya böyle bir şekilde damgasını vuracak.İşte bugün internet haberlerini dolaşırken rastladığım bir haberin ayrıntıları....:)



Nil Ertürk kendi halinde bir blog yazarıydı. Şimdi ise Reebok’ın Türkiye yüzü... Blogunda yayınladığı bir fotoğrafla markanın açtığı yarışmaya katılan ve birinci seçilen Nil’e bu kış Reebok vitrinlerinde sık sık rastlayacağız.

BERRİN HABERVEREN

bhaberveren@stargazete.com

Bundan birkaç ay önce Reebok stil sahibi, kendine güvenen genç kızları Fly Girl olmaya çağırdı. Seçilen genç kız kendi ülkesinde markanın yeni koleksiyonu Fly Generation’ın yüzü olacaktı. Türkiye’den bu çağrıya cevap veren isimlerden biri de 21 yaşındaki Nil Ertürk’tü. Yapılan elemeler sonunda Türkiye’nin Fly Girl’ü seçildi. Bu kış Reebok vitrinlerinde onun fotoğraflarını bol bol göreceğiz.

Moda bloglarını okumayı sevenlerin yabancısı olmadığı bir isim aslında Nil Ertürk. Çünkü geçen yıl aralık ayında açtığı blogu her gün yaklaşık 2 bin kişiye ulaşıyor.

Kendi stilini ve ruh halini yansıttığı yazıların yanı sıra moda dünyasından haberlere de yer veren Ertürk, blog yazmaya başlayışını şöyle anlatıyor: “Annem başta olmak üzere ailedeki bütün kadınlar modayla ilgilidir. Onların arasında büyüyünce ister istemez benim gibi oluyorsunuz. Annem beni hep cicili bicili giydirirdi, çok özenirdi. Yıllar geçtikçe onun gardırobuna dadana dadana bir şekilde farklı giyinmeye başladım. Aslında modayı bir meslek olarak düşünmemiştim ama sonra ‘Neden olmasın’ dedim. İnsanların neler yaptığını araştırırken bir blog açmaya karar verdim.”

VOGUE’DA ÇALIŞMAK İSTİYOR

Bilgi Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nden bu yıl mezun olan Ertürk, iki aydır bir moda dergisinde moda asistanlığı yapıyor. İleride stylist olmak, Vogue gibi bir dergide çalışmak istediğini anlatan genç kız “Aslında bu işin içine girmek de okul gibi, kendini geliştiriyorsun. Ama yurtdışında bu konuda eğitim almayı çok isterdim. Eğitimler çok pahalı, ileride burs bulursam mutlaka eğitim alırım” diyor.

“Stilim, stilimin olmaması” diyen Ertürk bunu da şöyle açıklıyor: “Farklı şeyleri karıştırmayı ve o günkü ruh halime göre giyinmeyi seviyorum. O gün canım pembe giymek istiyorsa öyle yapıyorum. Ertesi gün farklı bir tarza bürünebiliyorum. Her gün aynı giyinmekten de insanların üzerinde aynı şeyi görmekten de sıkılıyorum. Çünkü kıyafetler kendimi ifade etme biçimim. Yani nasıl giyiniyorsam kendimi öyle hissediyorum, giyimimle karşımdakine bir şeyler söylüyorum. Marka takıntım yok ama genelde Zara, Mango, Top Shop gibi markalardan giyiniyorum.”

Nil modayı çoğunlukla internetten takip ediyor. Style.com’un yanı sıra farklı bloglardan sokak modasını incelediğini anlatan Ertürk “Çünkü moda asıl sokakta can buluyor” diyor. Alexander Wang , Karl Lagerfeld ve Marc Jacobs tasarımlarına hayranı olan genç kızın beğendiği Türk modacılar ise Simay Bülbül, Hakan Yıldırım, Hatice Gökçe ve Elif Cığızoğlu...

İnsanlar size bakacak diye huzursuz olmayın

Nil Ertürk, kendisi gibi modaya ilgi duyan yaşıtlarına ise şu önerilerde bulunuyor: “Modayla ilgili birçok şey yaptıkça içinize siner, her şey bir anda olmaz. Örneğin dantelli bir şeyler giymek istiyorsunuz ama insanlar size bakacak diye çekiniyorsunuz. Şöyle düşünün; sokakta yürürken de herkes birbirine bakıyor, bundan kaçamazsınız. Ben de kırmızı ruj sürmeye başladığımda çok dikkat çekiyordum, hatta huzursuz oluyordum. Ama zamanla alıştım. Giyim konusunda kendi kendinizi özgürleştirmelisiniz.”

12 Eylül 2009 (Stargazete.com)

9 Eylül 2009 Çarşamba

TÜRKİYE CAN PAZARINDA !

Az önce Anahaberleri dehşetle izledim....

Bu sel 2010'un Türkiyesine ve dünyanın gözbebeği İstanbul'a hiç yakışmadı...


Türkiye'nin kalbi yaralandı bu can pazarında...

Çoluğuyla çocuğuyla otobüslerde hıçkıran annelere,gözler önünde canını sulara kaptırıp yok olup giden hayatlara tanık olduk...

Kaybedilen 31 canın bedeli mutlaka olmalı !
Kanalizasyon açılımlarına karşı ne gibi önlemler alınıyor bu mega kentte ?!

Hani sonuçta Avrupa Başkenti 2010 İstanbul'dan bahsediyoruz ...


Afettir deyip geçemezsiniz, eteğini,evini,canını sellere kaptıran bu halk bir kaç gün öncesinden ciddi bir şekilde uyarılmalıydılar değil mi...?!

En azından onca insan sabah kalkıp da kıyamete doğru dışarı adımını atmazdı....
Servis otobüsünde ekmek kapsı uğruna yedi kadın canını çamurların ve azgın suların arasında teslim etmezdi....

Dere yatakların bulunduğu bölgelere
ev veya iş yerleri kurulmasında kabahat babamın mı ...?!


Bir de bu can pazarının ortasında yağmalamalar boy gösterdi,

adamlar diyor ki : "Abi mal ziyan mı olsun,alıp bari biz kullanalım." Kendilerince haklı bir gerekçe olabilir bu ama can verilmiş bir meydanda etrafta senin yardımına ihtiyacı olan onbinlerce insan varken sen orda porselan tabağı derdine düşüyorsan tükireyim ben böyle gerekçenin içine !


Bu tarihi günden dersler çıkartmak umuduyla,


Allah bizlere bu acıları bir daha yaşatmasın.....



Yazan:hakan can

7 Eylül 2009 Pazartesi

BLOGDERGİSİ VE EKİBİNE BAŞARILAR DİLERİM !


BLOGDERGİSİ hakkında uzun zamandır yazmak istiyordum,yoğunluğum nedeniyle bugün yazma fırsatı buldum...

Gerçi arkadaşım,bu projenin yazar ve kurucularından olan Ozzy'e Derginin ilk sayısı çıktığı günlerde "Biraz bekliyelim Dergi kıvama gelsin,yazılar ve kategoriler dolsun bende Blogdergisini Bloğumda tanıtırım." demiştim....

Bu proje kendisini şu şekilde tanıtıyor:

"Türkiye’nin ilk online blog dergisi Türkiye’de gelişmekte olan *blog yayıncılığına yepyeni bir soluk getiriyoruz. Blog dünyasını yakından tanıyan yazar kadrosu ile birçok kategoride dikkat çekici konuları bir araya getiren Blog Dergisi Ağustos 2009 tarihinde yayın hayatına başlamıştır."

Bence kalitesi ve içeriği hakkında daha fazla açıklama yapmaya gerek yok...


Güncel,Müzik,Blog,Yaşam,Sinema,Teknoloji gibi bir çok katogeriler altında online indirip sayfalarını bütün ayrıntılarıyla okuyabileceğimiz bu Dergide herkes kendine bişeyler bulabilir...

Bu Dergi henüz çok yeni,tabiri caizse kızoğlankız :) olmasına rağmen özellikle Blog yazarlar tarafından büyük ilgi görüyor.Şimdi ortada inkar edilemez dev bir Blog camiası var ve ileriki zamanlarda BLOGDERGİSİ bu camiada harikalar yaratırsa şaşırmam...


Hakan-can blogspot'tan bütün Blogdergisi yazar ve kurucularına,özellikle yakından tanıdığım arkadaşlarım Tam Bir Blog Ozzy ve Yorgun Savaşçım Mit'e başarılar dilerim...

Saygılar...


Yazan:hakan can

30 Ağustos 2009 Pazar

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI


BUGÜNÜ SAKIN UNUTMA!

Türk aydınlanmasının ve Türk Kurtuluş Mücadelesi’nin zaferini tescil eden,emperyalizme karşı devlet kurma iradesinin başarıya ulaşmış tek örneği Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşunu gerçekleştiren şanlı büyük taarruzun kader ve karar günü olan
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI
; yüce milletimize, ülkemize,kutlu ve mutlu olsun....
Milletimize; bu yıl ve ebediyete akıp giden bütün zamanlar boyunca kutlu olsun.

27 Ağustos 2009 Perşembe

RAMAZAN SOHBETİ...

Ramazan geldi henüz bişeyler yazma fırsatı bulamadım...

2007'de Ramazan'da İstanbul'daydım Sultanahmet meydanı,Eyupsultan,Mısır Çarşısı,Kapalı Çarşı,Topkapı Sarayı tek kelimeyle Ramazanı tadında yaşadım,insanımızı,memleketimizin havasını suyunu sineye çekmenin keyfini çıkardım...

Ama gelin görün ki,yurt dışında Ramzanlar biraz buruk ve boynu bükük geçer...

Ne iftarda bir top atma,ne bir ezan sesi...
Ne de bir Ramazan pidesi...
Öylece garip ve sessiz sedasız eser geçer bizim buralardan...
Oruç tuttuğunu bir sen,bir de Allah bilir...


Herneyse Allah'a hamd olsun ki bu rahmet ve bereket ayının öyle veya böyle
bir şekilde farkındayız..


Ülkem adına bu Ramazan'da temennim,cami avlularında yoksulları kuyruğa dizip kameralar önünde onlara şov amaçlı birer kilo makarna dağıtarak
"Merhamet Şampiyonluğu" yapanların bir an evvel akıllarını başlarına almalarıdır....



Adam kalkıyor yardım yapıyor,ardından ulu orta çıkıp :
"Ben şöyle şöle yardım yaptım,Tanrı beni sevsin..." diye cartlıyor...

Hahaaa...Adama demezler mi, Sen madem zenginsin o zaman versene farz olan zekatını da bu yoksul halk orda burda makarna dilenmek zorunda kalmasın ?!

Sağ elinin verdiğini sol elin görmiycekti,peki sen şimdi ne diye Milli Mücadeleyi tek başına kazanmış edalarıyla bağıra çağıra yaptığın yardımın Nutuklarını atıyorsun...?!



Bu yazı,sohbetten çok sitem oldu galiba,neyse olsun...:))

Herkese buralardan hayırlı ve huzur dolu Ramzanlar dilerim...


Yazan:hakan-can

28 Temmuz 2009 Salı

SİGARA YASAĞINDA ASRIN BULUŞU !


Demokraside çareler tükenmez,bizim insanımızda da köşeye sıkıştı mı icadlar tükenmez.

Valla kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi,sigara yasağına bu şekilde bir çare bulacaklarını.

Kahvede Okeye dönen biraderler camdan dışarıya Nargile misali iki hortum döşemişler,
birinin ucuna sigara bantlamışlar, diğeriyle de dumanı masabaşından dışarı üflemek için elinde tutuyor...

Yani amcam bir hortumdan sigarasını çekiyor,öbüründen dumanı dışarı üflüyor...:P

Yurdumun zeka fışkıran insanı,bu icadın patentini alıp cebine koymazsa,aynı sigara yasağından inim inim inleyen Avrupa'daki kahveler,lokantalar,barlar vs. bu fikri alır kendi mekanına sokup
"Çift Sigara Hortumu"nu satmaya başlarsa paraya para demez benden söylemesi...


Haberin ayrıntısı,videosu ve fotoğrafları Hürriyet'te yayınlandı...


Yazan : hakan can

26 Temmuz 2009 Pazar

BU ADAMA SAĞLAM BİR TÖVBE LAZIM..


Tecavüz haberlerinden,3'üncü sayfa manşetlerinden geçilmeyen şu günlerde,
M.C. adındaki tuhaf bir vatandaş,tavuğun ırzına geçerek telef edip tavan yapmış...

Şimdi ben ne diyeyim sana be adam...!

Savcılık seni serbest bırakmış ama bence sen yinede kafana bir sepet geçir de dolaş...

Şu yandaki zavallı tavuğa bir bakar mısın,belki hayalleri vardı...
Belki aile kurup ilerde torun torba sahibi olmak istiyordu..
İstikbal,mistikbal hiçbişey bırakmadın ortada...

Muhtemelen sen bu işi kümeste diğer tavukların içinde becerdin,
onların gözü önünde...


Şimdi sana tavsiyem,sağlam bir tövbeden sonra,
git kümese ne yap ne et öldürdüğün tavuğun arkadaşlarına kendini bir şekilde affettir,
helallik al,yoksa bu vicdan azabı seni bir ömür boyu takip edebilir...!






Haberin ayrıntıları şurda yazıyor :

"KOCAELİ’de 31 yaşındaki M.C, kümeste tecavüz ettiği tavuğu öldürdü.

Gebze’de F.D.’ye ait bahçedeki kümese giren M.C., bir tavuğa tecavüz etti. Tavukların kaçışması ve sesler üzerine endişelenen F.D., kümese girince sapık M.C.’yi suçüstü yakaladı.

F.D., panik içinde giyinip kaçmaya çalışan sapığı, komşularının da yardımıyla etkisiz hale getirirken, tavuğun telef olduğu anlaşıldı.
Polise teslim edilen M.C., bir anlık hislerinin kurbanı olduğunu söyledi.
Hakkında ’Hayvana kötü muamele’den işlem yapılan M.C., savcılığın talimatıyla bırakıldı."


Yazan: hakan can

19 Temmuz 2009 Pazar

MİRAÇ KANDİLİ-KUR'AN'I ANLAYARAK OKUYOR MUYUZ ?



Bugün Kur'an-ı Kerim okunan gecelerden bir
tanesi...

Dün Facebook'da arkadaşımın birisi şöyle bir video gönderdi,
adeta beynimden vurulmuşa döndüm...

Çünkü benimde canımı çok sıkan bir konudur bu...


Süslü kılıflar içinde Kur'an-ı Kerim'in manasını anlamadan yedi asırdır okumadan duvarlara astık...

Allah aşkına yırtın bu kılıflarıda indirin Kur'an'ı aşağıya...

Birileri çıkıyor,diyor ki :"Efendim,Kur'an'ı okuyup da ne anlayacaksınız,hiçbişey anlamazsınız,okumayın zordur !"


Yapmayın,etmeyin !

Allah 4 tane ayette çift yeminle bunun tersini söylüyor.
Açın Kamer Suresini bakın :
"ANDOLSUN BİZ KUR'AN-I DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK.
ÖĞÜT ALAN YOK MU ?"


Yani mesela "Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım isteriz..." diyerek her zaman okuduğumuz Fatiha Suresinin anlamını bilseydik bugün ağaçlara çaputlar bağlamaz onun bunun elini ayağını öperek medet ummazdık...

Allah indirdiği vahyi Kitap olarak anıyor ve bu Kitap ilk emrini "OKU!" diye veriyor.

Şimdi iddia ediyorum bugün müslüman aleminin çektiği ızdırapların baş nedeni,
Kitabın bu ilk ve en önemli emrine sadakatsizliğinden geliyor...

Allah hepimizi doğru yola iletsin ordan ayırmasın...


Bütün İslam aleminin Miraç Kandili kutlu ve mutlu olsun....


Yazan: hakan can

3 Temmuz 2009 Cuma

Atatürk'ü Rüyamda Gördüm,Bakın Ne Dedi...



Şaka falan değil Mustafa Kemal Atatürk'ü rüyamda gördüm..
İki dost gibiydik...
Yurdun dört bir tarafını esir almış düşmana karşı planlar yaparken aramızda şöyle müthiş bir diyalog geçti,ben kendisine dedim ki :
"PAŞAM SEN AKLINI KULLAN BİZDE BİLEĞİMİZİ KULLANACAĞIZ..."
Atatürk çok kızdı :
"NE DEMEK SEN AKLINI KULLAN,BU ÜLKENİN BÜTÜN EVLATLARI AKLINI
KULLANMALIDIR,YARIN BİR GÜN BEN ÖLÜRSEM SİZ AKLINIZ YERİNE SADECE BİLEĞİNİZİ Mİ KULLANACAKSINIZ !"

Atatürk'ün bu sözleri herhalde günümüzü çok iyi anlatıyor,aklımızı gerektiği gibi işletemediğimiz için ona buna avuç açıp,dışardan gelen talimatlara boyun eğiyoruz....


Buda yetmiyormuş gibi içerdende ocu,şucu,bucu diye gruplara ayrılmaya başladık...

Başımızı kaldırıp nefes alacak halimiz kaldı mı acaba...?

Türkiye gündemi inanılmaz şekilde halkımızın beynine balyoz gibi iniyor,
hergün yeni şeyler çıkarıyorlar önümüze...!


M.K.Atatürk'ün "Aklınızı işletin !" uyarısına ne zaman uyarsak işte o zaman bu millet yeniden harikalar yaratacaktır...Diye yorumladım bu rüyayı...Hayırlısı olsun...


Yazan:hakan can

26 Haziran 2009 Cuma

Michael Jackson Öldü,Anılarımız Canlandı


Dünyanın en ünlü Pop Starlarından biri olan Michael Jackson'u özellikle Ortaokul yıllarından sonra hiç takip etmedim..

Ama Ortaokul yıllarında bir çok arkadaşla beraber onun unutulmaz şarkılarıyla büyüdük...


-Remember the Time
-Black and White
-We are the World
-Bad
-You are not alone

Bunları bugün dahi dinlesem alır beni on-onbeş yıl geriye atar,
deli dolu çılgın zamanlarımı hatırlarım...

Yaşadığımız şehirde kimsesiz bir amcamız vardı adı Anton,60 yaşlarında olmasına rağmen tam bir Michael Jackson hastasıydı,dev bir koleksiyonu vardı posterinden tut puluna kadar,ayakkabasından T-Shirt'üne kadar Moonwalk,ne ararsan var..

Bir de eski Oldtimer VW Samba T1 minübüsü vardı alır bizi konserlerden konserlere götürürdü,
üstelik ücret konaklama herşey kendisine aitti...


Okulu yırtıp günlerce VW Samba'nın içinde o şehir senin bu ülke benim demeden dağı taşı dümdüz ettiğimiz günlerin haddi hesabı yok...Süpeerdii...:P

Anton amcamız şu an yaşıyor mu acaba bilmiyorum,yaşıyorsada kahrolmuştur garibim...

Bugün Michael Jackson'un ölüm haberini okuyunca işte böyle eskilere gidip geldim...


Yazan: hakan can

7 Haziran 2009 Pazar

Güzel Şeyler



Eleştirmeyi severim.

Son üç-beş yazılarımda gündeme biraz isyan bayrağı açmış yazılar yayınladım,dün de arkadaşım Serkan (Bir Hoş Sada) yorumlarının birinde
"Hakancım,biraz da güzel olaylardan bahsetsek.." diye yazmış.


Gündemin üzerine yine de gitmek lazım ama evet Serkan'a da hak veriyorum ,
bu memlekette hiç mi güzel şeyler olmaz.


Kendi kendime acil bir karar aldım :" Bugün,güzel şeyler yazacaksın can..."

Sıkı dur Serkan şimdi yazıyorum :
GÜZEL ŞEYLER...:P



Yazan: hakan can

3 Haziran 2009 Çarşamba

Atlantik'te Düşen Uçak ve Şuur altımıza Yerleştirdikleri



"Tatile E
şşekle giderim,icabında yaya giderim ama uçağa binmem asla !" diyenlere gün geçtikçe hak veriyorum...

Brezilya,Rio de Jenairo'dan havalanıp Atlantik'in dibini boylayan uçağın içindekilerin yerine kendimi bir an koydum da,ne dehşet verici bişey !

Sabah'ın 4'üne doğru,büyük ihtimalle şiddetli bir şimşek uçağın bilmem neresine çakıyor ve o saniyede bütün hayatınız gözünüzün önünden geçiyor...

Tek sığınağınız dualarınız olur...Allah yar ve yardımcımız olsun...


Dün Lunapark'a gitmiştik,süratlı makinalardan birine bindim,en tepedeyiz,yani haliyle insan o an "Acaba bu aletin vidaları sağlam mı lan,ya haberlerde okuduğumuz korkunç kazalar şu an benim de başıma gelirse !" diye aklından geçiriyor,ürperiyor ve basıyor feryadı...


Yok abisi,bu havada karada hızlı olan herşeyin suyu çıktı artık,
insanlar korkmaya başladı...

Bu gidişle bizde bu sene Türkiye'ye tatile ya bisikletle veyahut Davaro gibi "Bir mumdur,iki mumdur,bana bir bade doldur haninnaa..." diye şaklayarak at arabasıyla geliriz herhalde...


Yazan: hakan can

31 Mayıs 2009 Pazar

Beşiktaş Şampiyon


Beşiktaş Şampiyon....

Yanlış hatırlamıyorsam en son bu kupayı 14 sene önce havaya kaldırmıştı
Kara Kartal...

Demek epey olmuş,taraftar hasret kalmış,susamış...

Dün çılgınlar gibi eğlendiler...

Herşeye karşı olan Çarşı,bu eğlenceye karşı olamaz herhalde..:) onlarda deliler gibi kutlamıştır...

Sağlam destekleri için onları da tebrik etmek gerekir...

Mustafa Denizli, tarihe geçen adam,Üç Büyükleri şampiyon yapan tek hoca...
Onu da kutlarız...

Kısaca tepeden tırnağa çaycısından,kalecisine...Taraftarından,oyuncusuna...
Başkanından,teknik direktörüne kadar bütün camiayı cani gönülden kutlarım...

Not : Bakmayın siz yukardaki yazıya, aslında ben sağlam bir Galatasaraylıyım,centilmenlik icabı böyle bir yazı yazmak gerekir ve içimden gelerek de yazdım çünkü seneye de Beşiktaşlı dostlardan Galatasaray hakkında benzer yazı bekliyorum...:P

Yazan : hakan can

28 Mayıs 2009 Perşembe

Müge Anlı'da Vahşi Anne..!


Bir buçuk aydır Müge Anlı'nın proğramına konuk olan ve Türkiye'yi uyutup oyalayan şu kadın varya (Dilber Fırtına) "Çocuğum kayboldu,ne olur bulun Muhammet'imi..!" diyipde bütün Türkiye ağlarken kendisi buzdolabı gibi sırıtan kadına en hafif tabirle kıcık oldum gıcık....!

Lan yavrun bebeğin kaybolmuş,insan tek bir damla gözyaşı akıtmaz mı..?
Üstelik Muhammet'in annesi günde üç paket sigara tüketirken bu çocuk 6 yaşında ve sürekli aç dolaşıyormuş...!

Ve şok : Annesinin başkasıyla ilişkiye girdiğini tesadüfen gören Muhammet'in sonu annesinin ellerinden oluyor daha sonra alıp tarlaya atılıyor minik bedeni...!

Şimdi böylelerini ne yapmak lazım..? En iyisi yazmamak lazım.Ayıp olur...!


Küçücük çocuklara,bebelere böyle vahşice saldırıp,ırzına geçip öldürenlerin haberlerini okudukça,neden idam cezasının kalktığını sorarım kendime...


Birileri çıkıyor "Yok efendim,biz İran gibi mi olalım...!?" diyor.

Hayır efendim İran gibi olma, o senin en medini gördüğün idam cezasını uygulayan Amerika gibi ol o zaman...

Şöyle bir düşünün: Topun,topoşun biri gelip 17 aylık bebeğinizin ırzına geçip o minik yavruyu öldürüyor.Ve bu cani,o annenin ve babanın ödediği vergilerle hapiste besleniyor.Şimdi bütün annelerin vicdanına sormak lazım : Siz evladınızı öldüren caniyi besler miydiniz ?

Mekanın cennet olsun Muhammet....

Burdanda gerçekten takdir ettiğim babayiğit Müge Anlı'ya sevgi ve saygılarımı yolluyorum...
Her yönünle helal olsun sana...

Yazan: hakan can