Blogcu diyip geçmiyeceksin,ben hep derim Blogculuk Milenyuma öyle veya böyle bir şekilde damgasını vuracak.İşte bugün internet haberlerini dolaşırken rastladığım bir haberin ayrıntıları....:)
Nil Ertürk kendi halinde bir blog yazarıydı. Şimdi ise Reebok’ın Türkiye yüzü... Blogunda yayınladığı bir fotoğrafla markanın açtığı yarışmaya katılan ve birinci seçilen Nil’e bu kış Reebok vitrinlerinde sık sık rastlayacağız.
BERRİN HABERVEREN
bhaberveren@stargazete.com
Bundan birkaç ay önce Reebok stil sahibi, kendine güvenen genç kızları Fly Girl olmaya çağırdı. Seçilen genç kız kendi ülkesinde markanın yeni koleksiyonu Fly Generation’ın yüzü olacaktı. Türkiye’den bu çağrıya cevap veren isimlerden biri de 21 yaşındaki Nil Ertürk’tü. Yapılan elemeler sonunda Türkiye’nin Fly Girl’ü seçildi. Bu kış Reebok vitrinlerinde onun fotoğraflarını bol bol göreceğiz.
Moda bloglarını okumayı sevenlerin yabancısı olmadığı bir isim aslında Nil Ertürk. Çünkü geçen yıl aralık ayında açtığı blogu her gün yaklaşık 2 bin kişiye ulaşıyor.
Kendi stilini ve ruh halini yansıttığı yazıların yanı sıra moda dünyasından haberlere de yer veren Ertürk, blog yazmaya başlayışını şöyle anlatıyor: “Annem başta olmak üzere ailedeki bütün kadınlar modayla ilgilidir. Onların arasında büyüyünce ister istemez benim gibi oluyorsunuz. Annem beni hep cicili bicili giydirirdi, çok özenirdi. Yıllar geçtikçe onun gardırobuna dadana dadana bir şekilde farklı giyinmeye başladım. Aslında modayı bir meslek olarak düşünmemiştim ama sonra ‘Neden olmasın’ dedim. İnsanların neler yaptığını araştırırken bir blog açmaya karar verdim.”
VOGUE’DA ÇALIŞMAK İSTİYOR
Bilgi Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nden bu yıl mezun olan Ertürk, iki aydır bir moda dergisinde moda asistanlığı yapıyor. İleride stylist olmak, Vogue gibi bir dergide çalışmak istediğini anlatan genç kız “Aslında bu işin içine girmek de okul gibi, kendini geliştiriyorsun. Ama yurtdışında bu konuda eğitim almayı çok isterdim. Eğitimler çok pahalı, ileride burs bulursam mutlaka eğitim alırım” diyor.
“Stilim, stilimin olmaması” diyen Ertürk bunu da şöyle açıklıyor: “Farklı şeyleri karıştırmayı ve o günkü ruh halime göre giyinmeyi seviyorum. O gün canım pembe giymek istiyorsa öyle yapıyorum. Ertesi gün farklı bir tarza bürünebiliyorum. Her gün aynı giyinmekten de insanların üzerinde aynı şeyi görmekten de sıkılıyorum. Çünkü kıyafetler kendimi ifade etme biçimim. Yani nasıl giyiniyorsam kendimi öyle hissediyorum, giyimimle karşımdakine bir şeyler söylüyorum. Marka takıntım yok ama genelde Zara, Mango, Top Shop gibi markalardan giyiniyorum.”
Nil modayı çoğunlukla internetten takip ediyor. Style.com’un yanı sıra farklı bloglardan sokak modasını incelediğini anlatan Ertürk “Çünkü moda asıl sokakta can buluyor” diyor. Alexander Wang , Karl Lagerfeld ve Marc Jacobs tasarımlarına hayranı olan genç kızın beğendiği Türk modacılar ise Simay Bülbül, Hakan Yıldırım, Hatice Gökçe ve Elif Cığızoğlu...
İnsanlar size bakacak diye huzursuz olmayın
Nil Ertürk, kendisi gibi modaya ilgi duyan yaşıtlarına ise şu önerilerde bulunuyor: “Modayla ilgili birçok şey yaptıkça içinize siner, her şey bir anda olmaz. Örneğin dantelli bir şeyler giymek istiyorsunuz ama insanlar size bakacak diye çekiniyorsunuz. Şöyle düşünün; sokakta yürürken de herkes birbirine bakıyor, bundan kaçamazsınız. Ben de kırmızı ruj sürmeye başladığımda çok dikkat çekiyordum, hatta huzursuz oluyordum. Ama zamanla alıştım. Giyim konusunda kendi kendinizi özgürleştirmelisiniz.”
12 Eylül 2009 (Stargazete.com)