Image and video hosting by TinyPic
Yazdıklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazdıklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2011 Salı

Mekanın Cennet Olsun Canım Abim


Abimi kaybedeli 3 hafta 2 gün oldu (17 Temmuz 2011)...

Öyle veya böyle dile kolay acısıyla tatlısıyla tam 34 yılımı beraber geçirdiğim canın kalbi bir anda durdu hemde 2 gün önce baba (yiğenim Enes-Özkan) olmuşken....


Takdiri ilahi bir can aldı bir can verdi....


O andan itibaren bizim içinde hayat duruverdi...!


Hayata küsmek bize yakışmaz ama artık birçok şeyin tadı tuzu kalmadı....

Hani zaman herşeyin ilacıydı,bunu söyleyen halt etmiş !


Gün geçtikçe büyüyen bir yangından bahsediyoruz burda...

Bu nasıl bir acıdır Allahım dinmek tükenmek bilmiyor...


Şimdi kalkıp burda sayfalar dolusu sitemler edebilirim,onu bunu alıp yerden yere vurabilirim veya sonu gelmeyen keşkelerle başlayan cümlelerle başlayıp beddualarla nefretlerle biten cümleler kurabilirim ama hepsi boş çünkü insanın vakti geldi mi ne 1 dakika ileri nede geri alabiliyor, o anda gidersin,sebebi ne olursa olsun...


Allah takdir eder biz de can borcumuzu ödeyip ruhumuzu bize şah damarımızdan bile yakın olan O'nun rahmetine merhametine bırakıveririz....


Hangi güzel yüzdür ki toprak olmadı,hangi ceylan gözdür ki yere akmadı...?


Yakışıklı abim canım abim benim,ne de çok severmişim seni gidince daha iyi anladım....


Bizleri merak etme sabırlı ve dimdik ayakta durmaya çalışıyoruz,ben kendimi günahlarımla Allah'a emanet etmişim O'na dayanıp güvenmişim,bundan sonra Mevla görelim neyler,neylerse güzel eyler....

Seninle biz bu dünyada ikiz kardeş,iki dost gibi beraber büyüdük,şimdi sen hep hayalini kurduğun Tekirdağ'ın tepelerinde yatıyorsun bende uzaklarda gurbette bir yerdeyim,üzülme seni öbür tarafta da yalnız bırakmaya niyetim yok,mezarının yanıbaşında tapumu aldım, hemen yanında sağ tarafında,vakit geldi mi yanındayım üstat...


Ahirette " Kişi sevdiği ile beraberdir." diyor Hz.Muhammed (s.a.s.).
İnşallah seninle cennette yeniden buluşuruz can abim...


Biliyorum sende çok çektin bu dünyanın kahrını,bak Rabbimiz de diyor ki: "
Ben kuluma iki korkuyu bir arada vermem...Dünyada çile çekecek birde buraya gelip cehennem ateşinde yanacak böyle şey olmaz.Dünyada sefa sürecek birde buraya gelip cennete girecek böyle şey de olmaz..."

Ve inşallah rahmeti herşeyi çepeçevre kuşatmış olan ve merhamet etmeyi kendi zatına farz kılan Allah'ım seni de oralarda en güzel şekilde ağırlayacaktır...


Sonu ışık nur aydınlık olan bir yola doğru yürürken hayal ediyorum seni...
Bu dünyada bulamadığın huzuru ve mutluluğu inşallah orada bulacaksın....


Ruhun şad mekanın cennet olsun kalbi güzel abim....


Not:
Sevgili dostlarım abim için sizlerden bir cümlede olsa dua etmenizi rica ediyorum....
Allah razı olsun...

-Hakan Can

3 Haziran 2010 Perşembe

MAVİ MARMARA'LARA ÖZGÜRLÜK


İsrail'in Gazze'ye yol alan "Mavi Marmara" adlı merhamet gemisini vuran kurşunlar tartışmasız insanlığın kalbine ve vicdanına sıkılmakla birlikte tarihin kara sayfalarına adını bir şekilde kömür siyahıyla yazdıracaktır...

Evet Erdoğan'ın Davos ve bu hafta İsrail'e esip gürleyen konuşması hoşumuza gitti,yüreğimizi okşadı...
Kınadı kınadı kınadı ama sonu gelmeyen icraatsız kınamalar ve kuru gürültülerden başka bişey değil bunlar...


"Aldığımız kararlar milletimiz için hayırlı uğurlu olsun..." diye başlayan bir konuşmanın sonucundan bambaşka şeyler çıkmalıydı.
İsraille bütün ilişkilerimiz son sürat devam ediyor "Yuh olsun,yazıklar olsun..!" la yetindik gene...

Şunu anladık ki bu işler "Daha da Davos'a gelmem..!" lerle olmuyor...


İsrail gibi bir devleti sen istediğin kadar yuhala adamlar laftan anlamıyor,yıllardır dünyanın bu ülkeye etmediği hakaretler kalmadı ama adamlar "Dediğim dedik,çaldığım düdük" havasında hala en üstün silahlarıyla çoluk çocuk demeden,hak hukuk tanımadan etrafı tarıyorlar....


Bakın,biz Türkiye hükümeti olarak gereken tavrı koyamadık ama dünyanın öbür ucundan Nikaragua hükümetinin First Lady'si aslanlar gibi çıktı :
“Nikaragua hükümeti, İsrail’in uluslararası sulardaki bu faaliyetinin illegal olduğunu vurgular” dedi ve ekledi; “Nikaragua hükümeti, İsrail’le olan tüm diplomatik ilişkilerini kesmiştir...”

İşte babayiğitlik budur...Ciddiyet budur..
Silahi müdahalede bulunmaktan çekiniyorsan,hiç olmazsa masabaşında postanı koy...!

"Mavi Marma"lar gerekirse karadan da Gazzeye geçer gider fakat zamanında 2 adamı için yeri göğü darmadağın eden İsrail'e şimdi insanlık namına,onca insanı öldürüp hayvanca durdurup vurduğu gemilerin ve canların hesabını soracak dize getirecek bir babayiğit,bir devlet ve bir kumandan bekliyoruz...Bunu Gazze bekliyor bunu insanlık bekliyor....

Sularda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet dileriz...


Yazan : hakan can

23 Mart 2010 Salı

BUGÜN DOĞUM GÜNÜM...

Doğum günümü en son ne zaman pasta hediye mum eşliğinde kutladığımı hatırlamıyorum bile,zannedersem 80'lerde falan böyle bir cümbüş yaşamıştım...


Doğum günümde kimsesiz,parasız pulsuz insanları hatırlar "Onlar köşede dururken senin neyine mum üflemek be adam..." diye geçiririm içimden...

Yok yok sevmiyem ben pasta yiyip mum üflemeyi,kutlayan kutlar ama beni açmıyor işte...:)

Fakat bugün uyandığımda oğlumun beni öperek "Baba iyi ki doğdun..." demesi ve Facebook'a girdiğimde "Ulan harbiden iyiki doğmuşum be..." dedirtecek kadar eşin dostun uzun doğum günü tebrik mesajlarıyla karşılaştım,evet hatırlanmak gerçekten güzel,yani bahsetmeye çalıştığım hediyeler pastalar masalar maddiyat değil,dünyanın hiç bir mücevheriyle kıyaslanmayan samimi ve içten gelen duygular...

Evet,duygulandım,Allah razı olsun...

Veren hediyesini zaten tabiat kanunlarıyla o en cömert haliyle vermiş insanoğluna,geriye bir tek insanın birbiriyle can cana,yan yana kaynaşması kalmış....

Bugün doğum günüm ve insanoğlundan hepimiz adına küçük bir hediye talebim var :

"Köşede duran garibanın da sevinebileceği çıkarsız,kinsiz,kansız çocuklarımıza bırakacağımız namertsiz bir dünya...."



Yazan: hakan can

8 Şubat 2010 Pazartesi

DAR GELİRLİYE İNTERNET'TEN EK GELİR PROJESİ


İnternette Google Adsense Projesi adında dev bir pasta var,yani web site yayıncılarının içerik sayfalarında konuyla ilgili Google reklamları göstermesi ve para kazanmasının hızlı ve kolay bir yoludur. Program ücretsizdir ve Google sitenizdeki veya arama sonuç sayfalarınızdaki her geçerli tıklama için ödeme yapar.

Birçok kişi bu pastadan birsürü para kazandığını yazar durur...


Benim Google Adsense ile tanışmam 2008 yılının sonlarında falan olmuştu,o zamanlarda ilk kişisel Bloğum olan "
insansevgisi.blogcu.com" Bloğuma Google'in reklamlarını yerleştirmiştim,bir sene içinde bu Bloğumdan 2 Dolar falan kazandım...:)

Bir senede 2 Dolar bana müthiş moral oldu,yalan bu iş dedim bıraktım ilgilenmedim...


Yaklaşık iki üç aydır kafama takıldı "Millet parayı götürüyor baba,etrafımızda dar gelirli insanlar dolu,eğer bu pastadan pay alma macerası doğruysa bulurum inşallah işin sırrını..." dedim ve bu işi biraz inceledim,tabii tamamen amatörce yazıyorum bu yazıyı çünkü ben bişeyleri kıpırdatabilirsem bu işi herkes yapar...Hani amatörüz yaa...:)


Benim asıl amacım ay sonunu zor getiren,işi gücü olmayan ufak da olsa ek bir gelire mutlaka ihtiyacı olan kişilere nefes aldırabilme imkanının olduğunu göstermektir,daha sonra bu işi hobi ve bilgilenme amaçlı olarak yaptım...


Sonuca ulaştığım için belki yedi gün sonra belki de yedi sene sonra bırakırım bu işi,bu saatten sonra benimkisi zevk renk meselesi oldu,gerisini Allah bilir...


Google Adsense'yi ömründe ilk defa bu satırlarda duyanlar için;


-Önce kendinize
Blogcu.com veya Blogger.com'dan veya herhangi bir yerden (tavsiyem Google Adsense'nin daha çabuk onaylanması için blogcu.com) bir veya birkaç Blog açın...

Maceram şöyle devam ediyor:


Blogcu.com'dan değişik kategorilerde (sağlık,genel,kadın,turizm,aile vs.) yaklaşık 10 tane Blog açtım kendime...


Mesela bu sitelerden 2 örneği aşağıda tıklayabilirsiniz;


Genel site :
Onlinestar.blogcu.com
Turizm sitesi : Onlineturizm.blogcu.com

-Açtığınız Blogları güncellemeniz çok önemli,her gün iki-üç yazı ekleyin sitenize,alıntı yaptığınız yazıların kaynağına dikkat edin,gezip dolaştığınız sitelerin kullanım şartlarını okuyun,izin ve müsaade varsa kaynak belirterek alıntı yapın.


Mesela "
sacitaslan.com" sitesinin en altında belirtilmiştir "İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz..." Sacit Aslan'a bir mail yolladım ve bizzat kendisinden özel izin aldım, sitesinden kaynak göstererek alıntı yapabileceğimi söyledi bana ve Onlinestar.blogcu.com'a gönül rahatlığıyla sacitaslan.com sitesinden birkaç yazı ekledim...

Bunun dışında "kaynak belirtilerek alıntı yapılabilir" diye müsaade eden birçok site var,buralardan alıntı yapıp sitelerinizi besleyebilirsiniz....


Alıntıların yanısıra kendinizde birşeyler yazıp özgün yazılarınızla destek çıkarsanız Google size bayılacaktır..:)


-Ziyaretçi sayınızın artması en önemli konulardan birisidir,trafiği olmayan bir site ölü sitedir,derler....

Sitenize girip çıkanların sayısı ilk günlerde çok az olacaktır,yine kendimden bir örnek vereyim ;


Sağlık sitemin birisini açtığım ilk 2-3 haftalarında 20 ile 30 civarında günlük ziyaretçim oluyordu,şimdi aradan yaklaşık 2-3 ay falan geçti,günlük 600 ila 1000 civarında tekil ziyaretçi gelip gidiyor bu siteye....


Ziyaretçi sayınızı arttırmak için bir ipucu vereyim size : Hürriyet'in "Yazarcafe.com"una mutlaka üye olun ve yazılarınızı oraya da ekleyin,trafiğinizin artışına sizde hayret edeceksiniz...

-
Google Adsense'ye üyeliğiniz kabul edildikten sonra reklamlarınızı Bloğunuza en iyi şekilde nasıl yerleştireceğinizi araştırın ve ne gerekiyorsa yapın....

SONUÇ:


Şimdi yukarda yazdıklarımın hepsini yaptım,bu konular hakkında sadece ortalama bir bilgiye sahibim,profesyonel değilim o yüzden yazdıklarımda yanlışlar veya eksikler olabilir...


Amatörce yaptığım bu işten şu an ortalama sıfır giderle ayda "100 Dolar" bir ek gelir elde etmeyi başardım....


2-3 ay gibi kısa bir sürede acemi bir çalışmayla bu miktarı elde etmek bana göre iyi bir başarıdır...


Ben gece gündüz çalışan bir insanım o yüzden fazla vaktim olmuyor 10 tane açtığım Blogdan sadece iki üçünü idare edebiliyorum,eğer sizler daha fazla vakit ayırabilirseniz çok daha fazla gelir elde edebilirsiniz...


Hele de bu işi profesyonel olarak "anahtar kelimeleriyle,seo çalışmalarıyla..." falan yaparsanız müthiş paralar kazanmanın yanında iyi bir çıkış yakalamanız an meselesi olur....


Son olarak :


Site yönetmek,güncellemek,istatistikleri ve gündemi takip edebilmek tamamen sabır işidir,azimli olun önünüze bir çok engel çıkacaktır yılmayın ve işinize bakın,inişli çıkışlı bir maceranın içinde olduğunuzu unutmayın...



Sevgiler,saygılar....


Yazan: hakan can

19 Ocak 2010 Salı

GÜNEŞ IŞIĞI ÖDÜLÜ


Değerli gazeteci arkadaşım Sihirliyazılar,
Büyük üstadım,hocam
Mgurdal ,
Pırıl pırıl yüreğiyle etrafa neşe saçan
Pırıltılı Cadı ve samimi cana yakın tavrı aynı zamanda dostluğunu daima bana hissetiren Yorgun Savaşçının Günlüğü "Mit" Bloğuma "Güneş Işığı Ödülünü" layık görmüşler sebebini onlara sormak lazım,ben olsam bu kadar başıboş kalmış bir Bloğa ödül mödül vermezdim...:))

Dördünüzde sağolun eksik olmayın...


Bir ara Bloğumla o kadar haşır neşir olmuştuk ki,onunla konuşmaya bile başlamıştım,yazılarımda "Sevgili Blog,aslan Blog,ben yokken ortalığı yıkma,yıkılma dimdik ayakta dur falan filan muhabbetleri...
Şimdi de yukarda "Başıboş kalmış bir Blog..." derken içim cızzz etti...

Bloğumun bana küstüğünü,kızdığını hisseder gibi oldum...

"Yok yok sen beni sevmiyssssennn..!" diyor sanki...:))

Ben de bu ödülü hakan-can.blogspot.com'u arkadaş olarak gören tüm dostlarıma iade ediyorum...

Yaşamınızda güneşin ışığı hiçbir zaman eksik olmasın,hep aydınlık,hep ışıl ışıl olsun yürekleriniz...



Yazan: hakan can

30 Aralık 2009 Çarşamba

2010'UN MUTLULUKLAR GETİRMESİ DİLEĞİYLE


Acılarla,sevinçlerle koca bir yılı geride bıraktık...


Hani yeni yıl mesajlarında meşhur bir söylem vardır aynen (ş)öyle "
Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını..." Geçmişin hatalarına takılmayıp,yaşanan bütün güzellikleri sırtlayarak 2010'lara taşımamız dileğiyle...


Herzaman beterin beteri olduğunu unutmayın,aşağıdaki yeni yıl kutlamasını da alabilirdik...


"Görüyorum. Bu yıl yaşamında büyük değişiklikler olacak. Bol bol gezecek, okuyacak, film izleyecek, kendine vakit ayıracaksın. Not: Gönderen patronun, kovuldun.
..!" :))



Aşk,sevgi,sağlık ve umut dolu nice yıllara....


Yazan: hakan can

27 Kasım 2009 Cuma

Sabrın Sonu Selamettir....


Hepinize güzel bir bayram gününden merhabalar....


Yazmayalı yine uzun bir zaman oldu,gözden ırak,gönülden ırak misali inşallah unutulmamışımdır...:))

Yazmamamın sebebine gelince,vallahi vakit bulamıyorum, internette bir proje üzerinde amatörce çalışmalar yapmaktayım...

Şimdilik bende kalsın ama işleri bir yoluna sokayım,sizlere bu basit projeden bahsedeceğim...

Zannedersem daha bir müddet böyle aralıklı yazmaya devam ederim,küsmeyin,kızmayın,unutmayın....


Bu bayramın sizlere ve ailenize mutluluk ve neşe getirmesini diliyorum...

Esen kalın değerli dostlarım...


Yazan: hakan can

10 Kasım 2009 Salı

10 KASIM

Yaşar Nuri Öztürk'ü seversiniz veya sevmezsiniz ayrı mesele,onun zaman zaman akıl üstü beyanlarına katılmamak elde değil.

10 Kasım Mustafa Kemal Atatürk'ü anma günü münasebetiyle Öztürk'ün bir zamanlar Atatürk hakkında söylediği şu muhteşem ve düşündürücü ifadelerine bir bakar mısınız,diyor ki :


"Neden bütün himmet ve gayretimizi, AB’li veya ABD’li olmaya harcadık da, adam olmak için tek adım atmadık?!

ABD veya AB’ye yamanmak yerine, onları öne çıkaran değerlerin muhasebesini yapıp o değerleri kullanarak istediğimiz yere gelseydik olmaz mıydı?

Bu soruyu Atatürk sordu.
Sordu ve gereğini yaptı. 1920’lerin, yollarında çamurdan gayrı bir şeyin olmadığı perişan Türkiyesinde bir kuruş borç almayı bile kabul etmeyen, tüm hayatında bir kez olsun yurtdışına çıkıp onu-bunu ziyareti düşünmeyen Atatürk…

Herkes ona geldi, herkes ona bir şeyler vermeyi teklif etti.
O ise hep "kendine" gitti ve başkalarından hiçbir şey kabul etmedi..."


Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 71. yıldönümünü saygı ve şükranla anıyoruz...


Yazan: hakan can

1 Kasım 2009 Pazar

DOMUZ GRİBİNİN ARKASINDA DEV EKONOMİK BİR ÇIKAR VAR MI ?

Domuz Gribi Aşısı olacak mısınız ?

Bir anda dünyanın gündemine oturuyorlar sonra sesleri sedaları çıkmıyor..

Ne garip değil mi ?


Küresel sallanmayı "Kuş gribi" ve "Deli dana" ile yapmıştık,bu iki dev salgın ve öldürücü hastalıktan ne iç medyada ne de dış medyada şu an tek satır yok,bu hastalıklar aniden yok olduysa birileri bunu çıkıp bize söylesin,onuda yapan yok.

Hatırlarsanız yıllar önce gazeteler Kuş gribi hakkında sabah akşam sür manşet basbas bağırarak ramba zamba yaptılar.

Dr. Carlos Alberto Morales Paitán'ın şu çarpıcı ifadelerine
bir bakar mısınız :
"Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi ? Çünkü bu tavukların arkasında bir "horoz" vardı, büyük ibikli bir horoz; Uluslararası Roche ilaç grubu.... Bu şirket Asya ülkelerine milyonlarca doz Tamiflu sattı, Ingiltere 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche, milyarlarca dolar kar etti...Kuzey Amerikan Gilead Sciences şirketi Tamiflu ilacının patent sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarıysa Donald Rumsfeld! George Bush dönemi savunma bakanı, Irak savaşının stratejisti..." Yazının tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Onlinestar sitesindeki "Domuz Gribinin Küresel Maliyeti İnanılmaz Olacak" alıntısına bir göz atmanızı tavsiye ederim,orada trilyonlarca Dolar'lardan bahsediliyor !

Şimdi de Domuz gribiyle aynı şiddetle sallanıyoruz...

Sıkı durun önümüzde bir de "At gribi " senaryosu servise sunulmak için bizleri bekliyor...


Benim şahsi görüşüm,insanoğlu yine küresel çıkar amaçlı bir balonla karşı karşıya,bir zaman sonra kuş gribinde olduğu gibi,domuz gribi hakkında da tek satır göremiyeceğiz,onun yerini at ve sinek,kedi ve köpek gripleri alacak,değişmeyen tek şey insanların yüreğindeki korku,endişe,panik ve ceplerdeki boşalan para olacaktır.

Yan etkileri dahi tam bilinmeyen,uzmanların ortak noktada buluşamadığı,sağının solunun belli olmadığı bu aşıyı ben vurdurmuyorum...


Bu yazımdan "Vurdumduymaz olun,saldım çayıra Mevlam kayıra" mantığı çıkmasın,herkes yinede tedbirini alacak isteyen aşısını vurduracak,istemeyen en yakın dostuyla tokalaşmayacak,ağız maskesiyle dolaşacak falan,bu herkesin kendi bileceği mesele.


Allah herkese sağlık sıhhat versin dostlarım....



Yazan: hakan can

29 Ekim 2009 Perşembe

CUMHURİYETİN 86. YILDÖNÜMÜ


1921'lerde elinde avcunda hiçbirşeyi kalmamış türk ordusu için Mustafa Kemal Atatürk halktan yardım isteyecek ama halkın elinde ne vardı ki ne versin...

Emirdağ kaymakamı vakit geçirmeden ilçe vergi kurulunu kurdu.

Kurul kaymakamın odasında toplandı,kaymakam halkın nasıl davranacağını kestiremiyordu dolayısıyla bu zorunlu vergi ve mal toplama işine büyük kuşku ile yaklaşan kurulun masa etrafında konuşması sırasında birden içeriye Emirdağın delisi Battal giriyor ve bağırarak "Selamunaleykum!" diyor.

Kaymakam öfkeyle :" Ulan deli,baksana çalışıyoruz,çık dışarı!"

"Kızma beyim,biliyorum,onun için geldim.
Duydum ki Kemal'in askeri çıplakmış.
Allah şahidimdir,üzerimdekinden başka çamaşırım yok.
Çoraplarımı getirdim.Şimdi yıkadım temizdir."

Battal yaklaşıp masanın üzerine bir çift ıslak yün çorap koydu.
Çarıklarını sıyırıp odanın ortasında bıraktı:" Aha bunlarda çarıklarım.Haydi kolay gelsin!"
Çıplak ayak huzur içinde yürüyüp çıktı.Kapıyı gümleterek kapadı.

Üyelerin dilleri tutulmuştu sanki.
Kaymakam:"Halktan kuşkulandığımız için tövbe edelim beyler..." dedi "..Deli Battal gibi bir garibin bile yüreği köpürdüyse,tekmil halk ayaklanacak demektir.Hızlanalım."

Gerisini tahmin etmek zor değil....

İşte böyle zorluklardan gelip Cumhuriyeti kuran atalarımıza,dedelerimize Allah'tan rahmet dileriz....Ruhları şad mekanları cennet olsun...

Cumhuriyetimizin 86. yıldönümü milletimize kutlu ve mutlu olsun...



Yazan: hakan can

18 Ekim 2009 Pazar

YEP YENİ BİR MİM İLE HERKESE MERHABALAR...

Ne hikmetse birkaç gündür Bloğuma Firefox'dan giremedim "Cooki Muuki..." birşeyler zırvalayıp duruyor,şimdi Explorer'den bir şekilde açtım sayfayı,umarım genel sorundur...

Neyse,Ferzan ablamız beni yine Mimlerinde unutmamış,sağolsun,diyor ki :


1)En sevdiğiniz 3 çiçek ismi :


- Ben de diyorum ki,Gül..Gül...Kırmızı Güll....


2)Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz :


-Sevdiklerimle birlikte sağlık,sıhhat ve huzurum olsun gerisini boşversek de olur...:))


3)En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz huyunuz :


-???? Bu soruyu es geçiyorum,sebebi çünkü kendim hakkında yazmayı sevmiyorum,işte en sevmediğim huyum...:))


4) Gıcık olduğunuz üç hareket :


-Garibana ve mazluma tepeden bakan siktiriboktan herifler,yalancı ve tecavüzcülere gıcık oluyorum,tecavüz demişken bugün karşılaştığım bu haberi özellikle bayanlar okusun,Nuri Alçoların sonu geldi...:)) TIKLAYIN.


5)Bu benim bugüne kadar olan en kara günümdü,dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam dediğiniz olay :


-Karnım ağrıyor diyen minik yavrumu hastaneye muayene için götürdüğümüzde doktorun acilen bu çocuk ameliyat olacak dediği an yıkılmıştım...Apandiz amelyatı olcaktı ve iki saat geç gitseydik mikrop karnında patlıyacakmışşş...

En tahammül edemediğim şey narkozda minicik bedenlerin cansız bir şekilde ameliyat masasına yatmak zorunda kalmalırıydı,hele bu da kendi öz çocuğum olunca evet dünya başıma yıkılmıştı...


Ameliyat esnasında (Yaklaşık iki saat) içtiğim sigaranın haddi hesabı yoktu...




Mim sever bütün dostlara bu Mim'i yolluyorum,isteyen cevaplayabilir...

Sevgiler...


Yazan:hakan-can

8 Ekim 2009 Perşembe

GENE KAFA ÜSTÜ ÇAKILDIM...

Blogspot'taki E-Mail adresimi değiştirdiğim için acayip şeyler oldu,
izlediğim bütün Bloglar silindi falan...
Daha sonra hepinizi tek tek eklemek zorunda kaldım,yaklaşık elli kişiden sonra Blogspot her arkadaş eklemeye doğrulama kelimesini/kodu isteyip durdu...! Bu da bana bir buçuk saate patladı...

Eklemediklerim,unuttuklarım veya atladıklarım varsa lütfen bana bildirsin hemen hallediym...

Şu yandaki resimdeki gibi "kelime doğrulama"ya kıl olduğum kadar hiçbişeye uyuz olmuyorum,bazen yorum göndermek için de bazı arkadaşların Bloğunda bu standard uygulanmakta,kendimi sanki haydutmuşum gibi hissediyorum..:)) Yapmayın bunu,çok kötü bişey...

Ve burdan illa da onay kodu taleb eden sanaldaşlarımı protesto ediyorum,kaldırın artık onları Allah aşkına ...:)



hakan can

6 Ekim 2009 Salı

BAĞIMSIZLIĞIMIZ VE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ ADINA....

Sene 1921...
Afyon,Kütahya ve Eskişehir'i de tarumar edip düşüren Yunan ordusunun keyfine diyecek yoktu.

Hristos Nicolopulos : "Düşman (Türk) ordusunun son durumu nedir ? Nerede? Ne yapıyor ?"

Bu soruya General Stratigos cevap veriyor :
" Beyler Kemalist Ordudan geriye bir enkaz kalmıştır.
Bu enkaz Ankaraya doğru kaçıyor.Onun yok olması da gecikmeyecektir. Kısacası Türk ordusu artık askeri bir değer taşımıyor !"

....ABD Ateşemiliteri acele Eskişehire gelip Yunan komutanlarıyla görüştü.Yüksek Komiserliğine çektiği telgrafın özeti şuydu "TÜRKLER BİTMİŞTİR".....


Yukardaki alıntı "Şu Çılgın Türkler" kitabındandı 200 küsürüncü sayfalarda biryerdeyim devamını da heyecanla okuyacağım...


Bakıyorumda bu onurlu mücadelenin sonunu bilmezsem,Kuzey Kutbunda yaşayan herhangi bir Eskimo olarak bu satırları okusaydım "Tamam Türkler yıkıldı,bir daha belini doğrultamaz,bu şartlar altında tarih sahnesinden silinmeye mahkumlar." derdim herhalde.


Topumuz tüfeğimiz susmuş,etrafımızda,içimizde hainler,karşımızda dev bir güç bizi diz üstü çökertmek için ağzının suları akıyor....
Ama Mustafa Kemal ve askerleri "Ya İstiklal ya Ölüm" parolasıyla düşmanı denize dökmesini bildiler...
Çünkü onların tek isteği "Bağımsızlık" artı "Özgürlük" yani bir diğer adıyla "Cumhuriyet"tir...

İşte küllerinden doğup düşmanı denize döken atalarımızın dedelerimizin bize en büyük armağanı budur...


'Allah bize petrol vermedi' diye yakınmayın,verdiklerinin hali ortada.
Cenab-ı Hak bizim uyumamızı da,uyuşmamızı da istemedi ve bize petrolden daha kıymetli bir şeyi verdi onun adı da "Cumhuriyet'tir".

Her ne kadar Türkiye'nin ayaklarına şu an ekonomik prangalar vurulmuşsa da,
Allah milletimize bu özgürlüğün ve bağımsızlığın kıymetini bilme şuuru versin...


Ağaçlardan dökülen sarı yaprakların örttüğü şu bahar aylarında kalemimden çıkanlar ancak bu kadar dostlarım....


DippppNot :İşlerim biraz yoğun o yüzden sizleri ve Bloğumu biraz ihmal ettiğimin farkındayım,kusura bakmayın,darılmayın,küsmeyin...:)

Sevgiler....


Yazan: hakan can

22 Eylül 2009 Salı

STİL DİREKTÖRÜNE ŞÜKRANLARIMI SUNARIM,HAK ETMİŞİM KAZANMIŞIM...

Bir kaç hafta önce değerli kardeşim Stil Direktörü (Eda) bir yarışma düzenlemişti,aşağıdaki resmin ne olduğunu kim biliyor,bilen ilk üç kişiye hediye yollayacağını yazmış...

Tabii benden kaçmaz,işin ucunda hediye var...:)) Hemen daldım Bloğa ve resme baktım baktım,inanmıyorum tesadüftür resimde olan şeyin aynısını bu yarışmadan bir hafta önce bende Hamburg'da görmüştüm yapmıştım...Hahaaa,hemen cevabı yazdım...:))


Ve yarışmaya katılan 124 kişinin içinde ilk üçe girmeyi başardım,hatta bilenlerin birincisi olmuşum...
Bu nedir? İşte Stil Direktörünün cevabı:
"San Francisco'da 1 cent makinaları var, genellikle hurdaya çıkmış 1 centleri koyuyorlar, makinaya atıyorsunuz, istediğin şekli seçiyorsunuz size pressleyerek geri veriyor. Yurtdışında hediyelik eşyalar satan mağazalarda yada yol kenarlarında görmeniz mümkün bu makinaları. Birçok ülkede de var bu uygulama, bir nevi hatıra parası da diyebiliriz. 3cm eni, 2cm boyu olan, bu paralara elongated coins deniyor."


Birkaç gün sonra yarışma sonucu
açıklandı ve yandaki gurur verici tabloyla Stil Direktörünün Bloğunda yer aldık...


Şimdi geriye bir tek hediyemin gelmesini beklemek kalmıştı,o da nihayetinde dün elime geçti...

Pembe desenli parlak bir hediye paketine sarılmış ve içine hoş bir mesaj bırakılmış aşağıda gördüğünüz güzel bir sweatshirt bu yarışmanın sonucu olmuştu...

Beyaz çizgili,siyah sweatshirt isabetli bir karar,siyahı severim,giydim tam oturdu,güzel durdu üzerimde....

Eee niye fotoğraf çekip koymadın,dediğinizi duyar gibiyim,haklısınız..

Niyetlendim sweatshirt'ü giyip dışarı çıktık bir iki resim çektirmek için,içerde tıkır tıkır çalışan makina dışarda bozuldu....
Yenisini alınca daha sonra inşallah yayınlar koyarım buraya....





Eda kardeşime burdan bu güzel hediyesi için teşekkürlerimi gönderiyorum...

Daha nice yarışmalara....

Hak eden kazansın...:))








Yazan: hakan can

19 Eylül 2009 Cumartesi

TRAFİKTE DİKKATLİ OLUN...NİCE BAYRAMLARA...

Tatile çıkacaklar var haftasonu evde bilgisayarın başında olamıyacaklar var,o yüzden ben de şimdiden bütün değerli dostlarımın Bayramını kutlarım...

Geçen gün bizim kuzen İlker Facebook'da genele şöyle bir mesaj yazmıştı :

Önümüz bayram,trafikte dikkatli olun lütfen,
daha mesajlaşacak çok günlerimiz var...

Aynı mesajı bende sizlere yolluyorum :

Yarın bayram trafikte dikkatli olun,
daha yazışacak ve yorumlaşacak çok günlerimiz var....:))



Yazan: hakan can

17 Eylül 2009 Perşembe

CEM GARİPOĞLU SONUNDA TESLİM OLDU !

Ramazandan dolayı olsa gerek son günlerde bayağı bir geç yatıyorum,
şu an saat sabahın 4.30'u.


İnternette dolaşırken bir patlama flaş haberle karşılaştım "CEM GARİPOĞLU TESLİM OLDU !" Ortalık yıkılıyor haber siteleri çökme noktasına gelmiş...


Demek ki bu saatte ayakta olan bir tek ben değilim...


Yazılıp çizilenlere,televizyondaki yayınlara bakılırsa Türkiye nefesini kesmiş bu haberi aylardır bekliyordu...

Saçı sakalı birbirine giren Cem'in ilk sözleri şöyle :
"Ağabey, babamın cezaevinde olması beni çok üzdü bu cinayetle ilgili olarak bilmediğiniz çok şey var. Ailemin cinayetle hiçbir ilgisi yok. Ben size her şeyi anlatacağım"

Babasından dolayı vicdan azabı çektiğini söylerken acaba Münneverin anne ve babasının da çektiği acı ve ızdırapları düşünüyor muydu,merak ediyorum...


Bugün siz manşetleri,haberleri görün,yer yerinden oynayacak,gün Emniyet Genel Müdürlüğü-Cem Garipoğlu ve Süreyya Karabulut üçgeni arasında geçecek...


Sonuçta bu haber beni de heyecanlandırdı,bu çocuğun yakalanmasına
sevindim,
insan cani olurda bu kadar mı olur kardeşim,testereyle işin ne senin ?
!


Allah hiçbir ana-babaya evlat acısı göstermesin helede Münevverin
akibeti gibi olanını hiç göstermesin....


Yazan: hakan can

15 Eylül 2009 Salı

KADİR GECENİZ.....


Allah'ın lütfu ve rahmeti aynı zamanda 1000 aydan daha hayırlı olan bu
eşsiz gün,
iman eden herkes için kutlu ve mutlu olsun...

Avucunuza melekler gül koysun...

Nice bin aylara inşallah...



Yazan: hakan can

12 Eylül 2009 Cumartesi

BLOG YAZDI HAYATI DEĞİŞTİ !

Blogcu diyip geçmiyeceksin,ben hep derim Blogculuk Milenyuma öyle veya böyle bir şekilde damgasını vuracak.İşte bugün internet haberlerini dolaşırken rastladığım bir haberin ayrıntıları....:)



Nil Ertürk kendi halinde bir blog yazarıydı. Şimdi ise Reebok’ın Türkiye yüzü... Blogunda yayınladığı bir fotoğrafla markanın açtığı yarışmaya katılan ve birinci seçilen Nil’e bu kış Reebok vitrinlerinde sık sık rastlayacağız.

BERRİN HABERVEREN

bhaberveren@stargazete.com

Bundan birkaç ay önce Reebok stil sahibi, kendine güvenen genç kızları Fly Girl olmaya çağırdı. Seçilen genç kız kendi ülkesinde markanın yeni koleksiyonu Fly Generation’ın yüzü olacaktı. Türkiye’den bu çağrıya cevap veren isimlerden biri de 21 yaşındaki Nil Ertürk’tü. Yapılan elemeler sonunda Türkiye’nin Fly Girl’ü seçildi. Bu kış Reebok vitrinlerinde onun fotoğraflarını bol bol göreceğiz.

Moda bloglarını okumayı sevenlerin yabancısı olmadığı bir isim aslında Nil Ertürk. Çünkü geçen yıl aralık ayında açtığı blogu her gün yaklaşık 2 bin kişiye ulaşıyor.

Kendi stilini ve ruh halini yansıttığı yazıların yanı sıra moda dünyasından haberlere de yer veren Ertürk, blog yazmaya başlayışını şöyle anlatıyor: “Annem başta olmak üzere ailedeki bütün kadınlar modayla ilgilidir. Onların arasında büyüyünce ister istemez benim gibi oluyorsunuz. Annem beni hep cicili bicili giydirirdi, çok özenirdi. Yıllar geçtikçe onun gardırobuna dadana dadana bir şekilde farklı giyinmeye başladım. Aslında modayı bir meslek olarak düşünmemiştim ama sonra ‘Neden olmasın’ dedim. İnsanların neler yaptığını araştırırken bir blog açmaya karar verdim.”

VOGUE’DA ÇALIŞMAK İSTİYOR

Bilgi Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nden bu yıl mezun olan Ertürk, iki aydır bir moda dergisinde moda asistanlığı yapıyor. İleride stylist olmak, Vogue gibi bir dergide çalışmak istediğini anlatan genç kız “Aslında bu işin içine girmek de okul gibi, kendini geliştiriyorsun. Ama yurtdışında bu konuda eğitim almayı çok isterdim. Eğitimler çok pahalı, ileride burs bulursam mutlaka eğitim alırım” diyor.

“Stilim, stilimin olmaması” diyen Ertürk bunu da şöyle açıklıyor: “Farklı şeyleri karıştırmayı ve o günkü ruh halime göre giyinmeyi seviyorum. O gün canım pembe giymek istiyorsa öyle yapıyorum. Ertesi gün farklı bir tarza bürünebiliyorum. Her gün aynı giyinmekten de insanların üzerinde aynı şeyi görmekten de sıkılıyorum. Çünkü kıyafetler kendimi ifade etme biçimim. Yani nasıl giyiniyorsam kendimi öyle hissediyorum, giyimimle karşımdakine bir şeyler söylüyorum. Marka takıntım yok ama genelde Zara, Mango, Top Shop gibi markalardan giyiniyorum.”

Nil modayı çoğunlukla internetten takip ediyor. Style.com’un yanı sıra farklı bloglardan sokak modasını incelediğini anlatan Ertürk “Çünkü moda asıl sokakta can buluyor” diyor. Alexander Wang , Karl Lagerfeld ve Marc Jacobs tasarımlarına hayranı olan genç kızın beğendiği Türk modacılar ise Simay Bülbül, Hakan Yıldırım, Hatice Gökçe ve Elif Cığızoğlu...

İnsanlar size bakacak diye huzursuz olmayın

Nil Ertürk, kendisi gibi modaya ilgi duyan yaşıtlarına ise şu önerilerde bulunuyor: “Modayla ilgili birçok şey yaptıkça içinize siner, her şey bir anda olmaz. Örneğin dantelli bir şeyler giymek istiyorsunuz ama insanlar size bakacak diye çekiniyorsunuz. Şöyle düşünün; sokakta yürürken de herkes birbirine bakıyor, bundan kaçamazsınız. Ben de kırmızı ruj sürmeye başladığımda çok dikkat çekiyordum, hatta huzursuz oluyordum. Ama zamanla alıştım. Giyim konusunda kendi kendinizi özgürleştirmelisiniz.”

12 Eylül 2009 (Stargazete.com)

9 Eylül 2009 Çarşamba

TÜRKİYE CAN PAZARINDA !

Az önce Anahaberleri dehşetle izledim....

Bu sel 2010'un Türkiyesine ve dünyanın gözbebeği İstanbul'a hiç yakışmadı...


Türkiye'nin kalbi yaralandı bu can pazarında...

Çoluğuyla çocuğuyla otobüslerde hıçkıran annelere,gözler önünde canını sulara kaptırıp yok olup giden hayatlara tanık olduk...

Kaybedilen 31 canın bedeli mutlaka olmalı !
Kanalizasyon açılımlarına karşı ne gibi önlemler alınıyor bu mega kentte ?!

Hani sonuçta Avrupa Başkenti 2010 İstanbul'dan bahsediyoruz ...


Afettir deyip geçemezsiniz, eteğini,evini,canını sellere kaptıran bu halk bir kaç gün öncesinden ciddi bir şekilde uyarılmalıydılar değil mi...?!

En azından onca insan sabah kalkıp da kıyamete doğru dışarı adımını atmazdı....
Servis otobüsünde ekmek kapsı uğruna yedi kadın canını çamurların ve azgın suların arasında teslim etmezdi....

Dere yatakların bulunduğu bölgelere
ev veya iş yerleri kurulmasında kabahat babamın mı ...?!


Bir de bu can pazarının ortasında yağmalamalar boy gösterdi,

adamlar diyor ki : "Abi mal ziyan mı olsun,alıp bari biz kullanalım." Kendilerince haklı bir gerekçe olabilir bu ama can verilmiş bir meydanda etrafta senin yardımına ihtiyacı olan onbinlerce insan varken sen orda porselan tabağı derdine düşüyorsan tükireyim ben böyle gerekçenin içine !


Bu tarihi günden dersler çıkartmak umuduyla,


Allah bizlere bu acıları bir daha yaşatmasın.....



Yazan:hakan can

7 Eylül 2009 Pazartesi

BLOGDERGİSİ VE EKİBİNE BAŞARILAR DİLERİM !


BLOGDERGİSİ hakkında uzun zamandır yazmak istiyordum,yoğunluğum nedeniyle bugün yazma fırsatı buldum...

Gerçi arkadaşım,bu projenin yazar ve kurucularından olan Ozzy'e Derginin ilk sayısı çıktığı günlerde "Biraz bekliyelim Dergi kıvama gelsin,yazılar ve kategoriler dolsun bende Blogdergisini Bloğumda tanıtırım." demiştim....

Bu proje kendisini şu şekilde tanıtıyor:

"Türkiye’nin ilk online blog dergisi Türkiye’de gelişmekte olan *blog yayıncılığına yepyeni bir soluk getiriyoruz. Blog dünyasını yakından tanıyan yazar kadrosu ile birçok kategoride dikkat çekici konuları bir araya getiren Blog Dergisi Ağustos 2009 tarihinde yayın hayatına başlamıştır."

Bence kalitesi ve içeriği hakkında daha fazla açıklama yapmaya gerek yok...


Güncel,Müzik,Blog,Yaşam,Sinema,Teknoloji gibi bir çok katogeriler altında online indirip sayfalarını bütün ayrıntılarıyla okuyabileceğimiz bu Dergide herkes kendine bişeyler bulabilir...

Bu Dergi henüz çok yeni,tabiri caizse kızoğlankız :) olmasına rağmen özellikle Blog yazarlar tarafından büyük ilgi görüyor.Şimdi ortada inkar edilemez dev bir Blog camiası var ve ileriki zamanlarda BLOGDERGİSİ bu camiada harikalar yaratırsa şaşırmam...


Hakan-can blogspot'tan bütün Blogdergisi yazar ve kurucularına,özellikle yakından tanıdığım arkadaşlarım Tam Bir Blog Ozzy ve Yorgun Savaşçım Mit'e başarılar dilerim...

Saygılar...


Yazan:hakan can