6 Haziran 2009 Cumartesi

Güzel Bir Hikaye -Kasabadaki Balıkçı


Bir Meksika sahil kasabasına yolu düşen Amerikalı işadamı, kıyıya yanaşan kayıktaki balıkçıyla konuşur. Kayığın içinde, henüz tutulmuş birkaç tane balık bulunmaktadır.

Amerikalı iş adamı balıkların iriliğinden dolayı balıkçıyı över ve bu birkaç balığı ne kadar zamanda yakaladığını sorar...

Balıkçı, ´Fazla sürmedi, senyör´ der...

Amerikalı hayretle sorar: ´Öyleyse neden daha fazla denizde kalıp da daha çok balık tutmadın?´...

´Bu kadarı bugünlük aileme yeter.´...

´Peki´, der Amerikalı iş adamı. ´Geri kalan zamanın nasıl dolduruyorsun?´...

´Sabahları geç kalkıyorum. Sonra birkaç balık tutuyorum. Sonra çocuklarla oynuyorum. Öğleden sonra eşimle biraz şekerleme yapıyorum. Akşamları da kasabaya iniyorum; Amigolarla birşeyler içip gitar çalıyoruz. Böylece hayatı dolu dolu yaşıyoruz, senyör.´...

Amerikalı iş adamı bu hayatı son derece sevimsiz bulur...

´Ben Harvard mezunuyum, sana yardımım dokunabilir´ der. ´Herşeyden önce, daha fazla balık tutmalısın.´...

Balıkçı hayretle sorar: ´Niçin senyör?´...

´Artan balıkları satar, daha çok kazanırsın. Zamanla kendine daha büyük bir tekne alırsın. Daha büyük tekneyle daha çok balık tutar, daha çok kazanırsın.´...

´Sonra senyör?´...

´Daha başka tekneler alır, bir filo kurarsın.Sonra balıkları işlemek için kendin konserve tesisleri kurarsın. Böylece kârın önemli bir kısmını başkalarına kaptırmamış olursun.´...

´Sonra senyör?´ ...

´Tabii, bütün bu işleri böyle küçük bir sahil kasabasında yürütemezsin. bu arada Los Angeles veya New York gibi büyük bir dünya kentine taşınmış olursun.Yeteri kadar büyüyünce halka açılır, hisse senetlerini satarsın. Büyük zengin olursun. Milyonlarca doların olur.´ ...

´Sonra senyör?` ...

´Bu kadar paran olduktan sonra çalışmana gerek kalmaz. Emekliye ayrılır, bir sahil kasabasında kafanı dinlersin. Sabah geç saatlere kadar uyursun. Biraz balık tutar, çocuklarla oynar, öğlenleri de şekerleme yaparsın. Akşamları ise amigolarınla birşeyler içip gitar çalarsın.´...

"Peki bu kadar yırtınmaya gerek var mı ?
Ben son söylediklerinizi zaten yapıyorum senyör!."


Dipnot: Bu hikayeden çıkaracağımız ders ;
Mutlu olmak için illa da zengin olmaya gerek yokmuş...



Alıntı: Hürriyet yorumcularından Rico Bey

23 yorum:

ferzan dedi ki...

ha ha ha, gerçekten çok güzel bir hikaye,hem güldüm hem düşündüm.saygılar efendim

hakan-can dedi ki...

Saygılar Ferzan..:)

Fikrin Ne? dedi ki...

guzel bır hıkaya tasarım degımıs kardesım harıka olmus basarılar :):)

hakan-can dedi ki...

Sağol Umut kardeşim...
Sanada yeni bloğunda başarılar dilerim...

Serkan dedi ki...

Hakancım yanlışlıkla benim yerime balıkçıyı anlatmayasın :D

Abicim ne gerek var paraya,bence de değmez şu 3 günlük dünyada.

hakan-can dedi ki...

Serkancım,o balıkçının adıda Serkanmış,hatta inanmıyacaksın bana ama "Hoş Bir Sada" adında bir de bloğu varmış..:))

ebru dedi ki...

güzel bir hikaye, teşekkürler paylaşım için. kendimi düşündüm o balıkçının yerinde olsaydım diye bir an. sonuç her 2 durumda da aynı gibi görünüyor ama ben iş adamının teklifini değerlendirirdim. sebebi ise 4 balık tutup sadece kendi ailemi beslemek yerine, bahsettiği tesislerde çalıştırabileceğim elemanların da, kısmetlenmesini isterdim. değer mi onca çabaya? galiba değer:) bunları yazarken babamın bir lafı geldi aklıma. her zaman derdi ki: milli piyangoda bana büyük ikramiye çıkacağına Sakıp Sabancı'ya çıksın. ben o parayı değerlendiremem, otutur yerim. sadece kendi çevreme faydam olur. ama zengin birine çıktığında bu para kullanılır, başkalarına iş imkanları sağlanır.

evet biz ailece biraz tuhafız:) yargılamayın:)

hakan-can dedi ki...

Mantıklı düşünüyorsun Ebru,yargılanacak bişey yok aslında...:)
Zengin olup başkalarını da paramızdan nasiplendirmek,her ne kadar babanın görüşüne ters düşsede bence en iyisi olurdu...:)

ebru dedi ki...

birinde balıkçılıkla başlayan, biri tarafından yönlendirildikten sonra çalışarak edinilmiş bir para; diğerinde hazırdan gelen bir para var. aslında ters düşmüyor. hazırdan gelen parayı da değerlendirebilirsen bir iş alanında ne mutlu. bunu anlatmaya çalışmıştım:)

hakan-can dedi ki...

Haydan gelen huya gider derler,herhalde o manada söylemiştir baban,haklı...Babandan özür dilerim Ebru,yanlış anladım kendisini...:))

ebru dedi ki...

sadece bir örnekti ya:) özür dileyecek ne var bunda şimdi. tamam yarın söylerim rahat ol sen:) hay Allahım:) gece gece çok güldüm, sağolasın:))))

hakan-can dedi ki...

Oldu bir kere yaptık bir hata Ebru,üstüme gelme bu kadar...!:))

ebru dedi ki...

:PPPP tamam, tamam. sustum. hadi iyi geceler.

hakan-can dedi ki...

Sana da iyi geceler...!:P

MoonSun dedi ki...

Iste budur hayat :))

mgurdal dedi ki...

Ya Hakan, aslına bakarsan sonu aynı gibi görünse de zengin adamın emeklilikteki yaşam standardı ile fakirinki bir olur mu yaw...:)
Bence balıkçı iş adamını dinlesin daha itibarlı, bir emeklilik yaşasın... ;)

hakan-can dedi ki...

Mesele hazırdan gelen parayı değerlendirmektir hocam,yapabiliyorsak o zaman mesele yok,çıkarırsın o zaman emekliliğin tadını...:)

hakan-can dedi ki...

Bu yorumda mesajını alıntı yaptığım Rico abimizden geldi :

"Bir insanın para uğruna sevdiklerinden yıllarca uzak kalması ve o yılların geri gelmiyeceği, sonunda kalan ömürle ne kadar az mutlu olabileceğini belirtiliyor.. Hiç unutmam, Vehbi Koç´un bir sözü vardı; "Keşke zamanı geriye çevirebilseydimde, o sevdiğim ailemle güzellikleri, boşa geçen zamanı doya doya yaşayabilseydim, ömrüm çalışmakla geçti, hayattan bir tat alamadım demişti."

Neslihan dedi ki...

Ben balıkçı olsaydım işadamını dinlemezdim. Sebebi zaten belli, zengin olmak için ailemden uzak kalmaya değmez. Hayatta en önemli şey ailemiz ve onlara geçireceğimiz zaman. Zaman akıp gidiyor en güzel yaşlarını ailenle değil, masa başında çalışmak. bir daha o yaş geri gelmez. Hakan can çok güzel bir hikaye.

NoEngel dedi ki...

Sevgili Hakancım Merhaba,
Zengin ve fakir aslında aralarında işin özünde fark yok, hayatın zevklerinden hissetikleri aynı.Örneğin ikiside ekmek yiyor ve ikisininde ekmekten aldığı haz aynı. Mutlu olmak demek pasta yemek değildir.
Paylaşımın için teşekkürler kardeşim.İyi geceler.

sihirliyazilar dedi ki...

Ben bu öyküye bayıldım sevgili Hakan-Can. Aslında samimi söylüyorum, benim de hayat felsefem aynen öyküdeki gibi. Zenginliğin mutluluk getirmediğine ya da mutluluk için yeterli olmadığına inananlardanım. Zengin de olsanız fakir de, midenizin alabileceği yemek miktarı aşağı yukarı aynıdır. Zengin de olsanız, sağlığınızı kaybettiğiniz takdirde hayattan keyif alamaz hale gelirsiniz. Yani daha fazla para, daha fazla mutluluk anlamına gelmiyor. Öykü çok hoştu. Adam "iyi ama ben bunlara zaten sahibim" diyor. Önemli olan da bu işte. Zengin olmasak da birçok şeye sahibiz aslında ama bunun farkına varmamız gerek. Mutluluk, sahip olduklarımızın farkına varmaktır bence. Sevgiler.

elifin terazisi dedi ki...

Merhaba, daha önce okuduğum bir öyküydü ama malesef unutmuştum. İyiki hatırlattınız, teşekkürler.

hakan-can dedi ki...

Elifin Terazisi,rica ederim,yorumunuz için ben de size teşekkür ederim...